http://www.bcpizmir.org/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/663150header4.jpg http://www.bcpizmir.org/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/677986header5.jpg
 
Cuma, 03 Eylül 2010
BCP Takvimi
« < Eylül 2010 > »
P P S Ç P C C
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 1 2
« < Ekim 2010 > »
P P S Ç P C C
26 27 28 29 30 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
31 1 2 3 4 5 6
Anket
Sitemizin görünümünü nasıl buluyorsunuz?
 
Çevrimiçi üye yok
Misafir: 17


BCP 21 Haziranda Gündoğdu meydanındaydı

Bağımsız Cumhuriyet Partisi, 21 Haziran'da gerçekleştirilen Cumhuriyet Mitingi'nde Gündoğdu Meydanı'ndaydı. Haziran sıcağına rağmen çok sayıda vatanseverin katıldığı mitingde Genel Başkan ...

15 Haziran' da yapılan işçi yürüyüşüne BCP' de katıldı

15 Haziran 1970 yılında Kocaeli’nde başlayan işçi direnişi 16 Haziran’da ...

BCP İzmir İl Örgütü basın duyurusu

Bağımsız Cumhuriyet Partisi Kent A.Ş. İşçilerinin Yanındadır Bilindiği gibi Karşıyaka Belediyesi, Karşıyaka ve Bayraklı Belediyeleri olmak üzere ikiye bölündükten sonra ...

http://www.bcpizmir.org/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/258216Cap0002.JPG
http://www.bcpizmir.org/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/31132516_16_haziran_haberi.JPG
http://www.bcpizmir.org/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/410018melih_bey.jpg
News Image

BCP 21 Haziranda Gündoğdu meydanındaydı

...

News Image

15 Haziran' da yapılan işçi yürüyüşüne BCP' de kat

...

News Image

BCP İzmir İl Örgütü basın duyurusu

...

 

ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ BASIN BİLDİRİSİ 

Bağımsız Cumhuriyet Partisi, İktidar partisince gündeme getirilen Anayasa Değişikliği Paketi dolayısıyla şu noktaları kamu oyunun dikkatine sunmayı ödev bilmektedir:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın temel niteliklerinden olan laiklik ilkesini değiştirmeye yönelik fiillerin odağı durumuna geldiği Anayasa Mahkemesi’ nin çok yakın tarihte verdiği kararla hükme bağlanmış ve bu nedenle devlet yardımından kısmen yoksun bırakılmış bir partinin geniş kapsamlı bir Anayasa değişikliğine kalkmasıyla yaratılan kuşku henüz dağılmamış, aksine bu son girişimle büsbütün artmıştır.

AKP, son ayların asıl tartışma konusu olan yargı bağımsızlığı sorununu sağlam bir çözüme bağlamak, bu amaca doğru meclis içinde ve dışında güven verici bir uzlaşma yaratmak yerine, konunun kapsamını alabildiğince genişleterek yargıya ilişkin önerilerinin çevresini güncelliği bulunmayan ve ancak bütün partileri içine alıcı çalışmalar gerektiren önerilerle donatarak dikkatleri dağıtma yolunu seçmiştir.

Böyle bir kamuflaj girişimi, olsa olsa yargı konusundaki önerilerin yetersizliğini örtme ve gündemi saptırma niyetiyle açıklanabilir. O konuda ileri sürülen çözümler, genel çizgileriyle yargı bağımsızlığını daha da tehlikeye atar niteliktedir. Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başta olmak üzere, kilit mevkilerdeki organlara üye seçimlerinde Meclis çoğunluğuna ve Cumhurbaşkanına tanınmak istenen yetkiler bu yaklaşımın en belirgin işaretleri sayılabilir.

Bu düşüncelerin ışığında, şimdiki aşamada partilerce ve kamuoyunca benimsenebilecek en doğru tutumun, ortaya konan paketteki aldatıcılığa kapılmamak ve tartışmaları yargı bağımsızlığıyla sınırlamak olduğuna inanmaktayız

BCP GENEL MERKEZİ

Anket
Karşıyaka Belediyesi'nin ekonomik gerekçeler göstererek 300 Kent A.Ş. işçisinin işine son vermesini doğru buluyor musunuz?
 
Bcpizmir.org
PANEL SONUÇ BİLDİRGESİ Yazdır e-Posta
Çarşamba, 31 Mart 2010 15:26
27 Şubat 2010 tarihinde Bağımsız Cumhuriyet Partisi’nin İzmir İl Başkanlığı’nca İzmir’de düzenlenen “İşsizlik, İstihdam ve Taşeronlaşma” konulu panelde Kigem Genel Sekreteri Ayla Yılmaz, DİSK Genel İş Sendikası Genel Koordinatörü Serhat Salihoğlu ve ODTÜ Öğretim Görevlisi Yıldırım Koç konuşmacı olarak katıldılar.

Toplantı ile ilgili olarak Bağımsız Cumhuriyet Partisi İzmir İl Başkanlığı’nın katılımcıların katkılarıyla hazırladığı sonuç bildirgesi yayımlanmıştır.

27 Şubat 2010 Tarihli “
İşsizlik, İstihdam ve Taşeronlaşma” Panelinin Sonuç Bildirgesi Emeği ile geçinenler için “İŞ” demek “AŞ” demektir. Bireysel güven ve onuru beslediği gibi ailenin ve toplumun da birlik ve huzuru anlamına gelmektedir. Günümüz ekonomisinin ağırlığının üretimden kazanç yerine paradan para kazanmaya dönmesi ve siyasal gücün de dünya genelinde finansal kapitalizmin denetiminde olması dolayısı ile alınan kararlar ve yapılan düzenlemeler de bu yönde olmakta, çalışanları ve çalışma yaşamını ikinci plana atmaktadır.

Dünyada yaygın olan dinlerin, paradan para kazanmanın en ilkel yöntemlerinden biri olan faizciliği kınaması ve hatta bazı yorumlara göre yasaklamasına karşın uygulamaya sokulan tekniklerle paradan para kazanma, gerçek mal ve hizmet üretiminin 8 katından fazla bir hacme ulaşmıştır. Gelir dağılımına ve toplumsal değerlere yaptığı yıkıcı etkilerin yanı sıra bu durum, toplumsal barışı da tehdit etmektedir.

Üretimden kazancın giderek getirisinin düştüğü ve rekabetin zorlaştığı bir zamanda özel kesimden istihdamı artırıcı politikalar beklememiz boşunadır. Ancak özel kesimin en güçlü temsilcilerinin, giderek artan işsizler ordusunun bu durumundan yararlanarak maliyet avantajı yaratacağı beklentisi ile “ESNEK İSTİHDAM” politikalarına destek vermelerini de yanlış buluyoruz. Bilinmelidir ki işletmelerinin geleceği ile kendi gelecekleri arasında bir koşutluk kuramayan çalışanların, bulundukları yapılara yararları da sınırlı olur.

İstihdam konusunda en önemli görev kuşkusuz devlete düşmektedir. Kalkınma ve üretimi öncelikli gören kamu politikalarına önem verilmeli; sıcak para, borçlanma, ülke olarak taşeronlaşma ve aracı olma politikalarından vazgeçilmelidir. Her şeyden önce ülkemizde yaşayan insanlarımızın köleleşmesi ve ülkemizin sömürgeleşmesi sonucunu verecek “Esnek İstihdam”, “4C” gibi uygulamalara da son verilmelidir. İnsanlarımızın bir arada ve barış içinde yaşamalarını sağlayacak en temel açılım, onlara düzenli ve güvenilir gelir olanağı sağlayarak gerçekleştirilebilir. Ülke varlıklarının, yönetenlerin kısa erimli çıkarları için yabancılara satılmaları ve yurt içi üretimi engelleyen “Gümrük Birliği” ile istihdam sorunlarımızın çözümü beklenemez.

Pek çok konuda olduğu gibi, hızla artan nüfusumuzun istihdam sorununun hafifletilmesi de ancak özel kesim için özendirici, kamu kesimi için zorunlu bir “Plan” ile gerçekleşebilecektir. Böyle bir planın uygulanabilmesi ise siyasete daha fazla katılan bir toplum ve onun gerçek temsilcisi siyasi partilerle olanaklıdır.

Bağımsız Cumhuriyet Partisi İzmir İl Örgütü

 

 
Dayanışma ve Didişme Yazdır e-Posta
Pazartesi, 07 Aralık 2009 11:30

SAĞIRLAR da duydu, körler bile gördü: Mustafa Kemal’in binbir özveri ve müthiş akılcılıkla kurduğu Türkiye Cumhuriyeti içten ve dıştan büyük bir çullanışla karşı karşıya. Çağdaşlığı ve bağımsızlığı bu ulusa yakıştıramayanlar taarruza geçtiler. Kendilerini çağdışılığa ve dışa bağlılığa düşürme pahasına.

Devamını oku...
 
İstanbul Barosundan Sert Açıklama Yazdır e-Posta
Cumartesi, 28 Kasım 2009 20:02

İstanbul Barosu Başkanlığı, terör örgütü PKK üyelerinin teslimi sürecinde hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin ihlal edildiğini savundu.

Devamını oku...
 
SALTANATA HAYIR Yazdır e-Posta
Cumartesi, 14 Ağustos 2010 08:54

Referandum için en uygun savsözün ne olması gerektiği konusunda düşünürken en uygununun "saltanata hayır" olması gerektiğini düşündüm.

 

Kanımca iletişim kanallarının büyük ölçüde siyasal iktidarın denetiminde olduğu, denetim dışında kalanların da büyük baskılar altında kaldığı günümüzde tüm muhalefetin birlikte ortak bir söylemle hareket etmeleri gerekmektedir. Böylece iletişim bombardımanı ile sersemletilmeye çalışan kararsız kesimler daha doğru karar vermeye yönlendirebilecektir.

 

Bağımsız Cumhuriyet Partisinin referanduma ilişkin duyurusunda da belirtildiği gibi yapılacak olan referandum değil, siyasi iktidarın amaçladığı rejim değişikliğinin tam ve geri dönüşsüz biçimde gerçekleştirilebilmesi için plebisittir.

 

Yeni rejimin tüm İslami söylemlere karşın temel özelliği bugüne kadarki uygulamaların da gösterdiği gibi despotizmdir. Bürokratik kadroları militanlaştırmış, orduyu etkisizleştirmiş ve yargıyı da kendine tümüyle bağlamış bir siyasi iktidarı, var olan siyasi parti ve seçim yasaları dolayısı ile parlamento da dengeleyemez.

 

Siyasi partilerde milletvekili adaylarını parti başkanlarının belirlemesi ve yüksek seçim barajları toplumun iradesinin parlamentoya yansımasını etkileyen önemli yan etkenlerdir. Kanımca temel etken ise toplumun üretim biçimi ve örgütlenme yapısıdır.

 

Üretimle bağı giderek zayıflayan toplumumuzda dış kaynaklara bağımlılık giderek artmakta ve örgütlenme düzeyi ve etkinliği düşmektedir. Bu yapı, iç dinamiklerin siyasi üst yapıyı belirlemesinde zayıflatıcı bir etki yapmaktadır.

 

İletişim kanallarının çok büyük ölçüde siyasi iktidarın ve tekelci sermayenin elinde olması dolayısı ile de demokratik değişim olasılığının giderek ortadan kalktığı bir döneme doğru gitmekteyiz. Seçim kurullarının tümüyle hükümetin emrinde olduğu, belli bölgelerde siyasi partilerimizin propaganda yapmalarının bile engellendiği bir ortamda demokratik anlamda seçimlerin yapılması bile söz konusu olamayacaktır.

 

Siyasi iktidar, aç kalmama endişesi ile kamunun sosyal yardımlarıyla desteklerinden yararlanan ve giderek büyüyen toplumun belli bir kesiminin desteğini kısmen alabilmektedir. 

 

Toplumu, dini, mezhepsel ve etnik yönlerden ayrıştırma politikası izleyen hükümetin, ayrışmalar belli bir noktayı aşıp toplum kesimlerinin birbirlerine düşmanlaşması sonucunda ise arabulucu rolüne soyunarak barışçı ve uzlaştırıcı izlenim vermeye çalıştığı görünmektedir.

 

Can ve mal güvenliği konusunda her geçen gün endişesi artan toplumun daha otokratik eğilimlere yönelmesi ya da yaygın iç çatışmalara girmesi olasılığı artmaktadır.

 

Siyasi iktidar, bir yandan etnik çatışmaların tüm sorumluluğunu orduya yıkarak onu denetim altına almaya çalışırken, diğer yandan da içeriğini açıklamadığı açılım politikası ile gizli bir gündeme sahip olduğunu göstermektedir.

 

Hızla zenginleşen AKP yöneticilerinin dışında toplumun büyük bölümünün yoksullaştığı dikkate alındığında getirilmek istenen yeni rejimin belli bir kişiye/gruba bağlı SALTANAT rejimi olacağı açıktır.

 

 Devletçe verilerin çarpıtılmasına ve tüm medya desteğine karşın ekonomide, iş olanaklarında, yoksulluk ve yolsuzluğu önlemede, iç ve dış politikada, eğitimde, sağlıkta, can ve mal güvenliğinde, sosyal güvenlikte ciddi başarısızlıklar toplumumuzda daha fazla dikkati çekmektedir.

 

Ülkenin varlıklarının satılarak parti yöneticilerinin zenginleştirilmesi dışında hemen her konuda başarısız olan mevcut iktidardan demokratik yollarla kurtulabilmek ve daha ağır bedeller ödememek için referandumda "HAYIR" oyu kullanılması yaşamsal önemdedir. Bunun için de muhalefet partilerinin ortak bir söylemle hareket etmeleri gerektiği düşüncesindeyim.

 

O.Melih Oğuz

 

7.08.2010

 
 
Adres: Çobanoğlu Zeki Bey Cad. Halim Alanyalı İş Merkezi Kat: 3/306
Konak / İZMİR
Tel: +90 232 445 78 03
E-Posta: bilgi@bcpizmir.org
Bağımsız Cumhuriyet Partisi İzmir İl Örgütü Resmi Sitesidir © 2009
Tasarım ve Kodlama : Gürkan Yıldıran

BCP İzmir İl Örgütü Hesap numarası:

  TC. Ziraat Bankası Konak Şb. (776) No: 34805366-5001

BCP GENEL MERKEZ Hesap Numaraları:

1. Posta Çeki Hesap No: Kızılay Postanesi 100 27 28
2. T.İş Bankası Meşrutiyet Şb. No: 746 786
3. TC. Ziraat Bankası Meşrutiyet Şb. No: 3245755-5001