|
Toplumsal Muhalefet Çalışma Yaşamı ve Koşulları Konusunda Birleşmelidir!
Dünya krizinin yükünün emeği ile geçinen kesimlerle gelişmekte olan ülkelere yıkılmak istendiği günümüzde gündem, toplumları ayrıştırıcı konularla sürekli saptırılmaktadır. Egemenlerin, böl ve yönet taktiğine karşı gerçek muhalefetin yolu yalnızca üretim güçlerinin desteklenerek bölüşümün daha adil olmasıyla yapılabileceği her geçen gün daha çok açığa çıkmaktadır.
Sosyalist bloğun çözülmesinden sonra tek boyutlu hale gelen dünyada karşılıksız para basarak dünya varlıklarına el koyan finansal kapitalizm, her ülkede kendisine hızla sınıf atlamak isteyen bireylerle toplumsal kesimleri doğal yandaş olarak görmektedir. Hırsları yeteneklerinin çok önünde giden ve din, inanç, ideoloji, etnik köken vb. gibi her türlü değeri soysuzca kullanarak çarpıtan bu kesimler toplumlarının ve atalarının mirasını yağmalayarak günlerini iyi geçirmekten başka bir hedefe sahip değildirler.
Toplum olarak bu gerçeği bizler 1980 sonrasında, ama özellikle de 2000'li yıllarda AKP hükümetleri ile birlikte giderek hızlanan özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamalarıyla birlikte gördük. Ne yazık ki her özelleştirmede yalnızca ocağına ateş düşenler yandı. Toplumun büyük kesiminin ise çalışabilme ve düzenli gelir elde edebilme ayrıcalığına sahip kesimlere karşı yapılan uygulamalara duyarsız kaldığını ve hatta kendileri için bir iş fırsatı çıkabileceği beklentileriyle destek bile verdiklerini yaşadık. Yaşanan süreçte düzenli bir işi ve geliri olan çalışan kesimlerin örgütü olan sendikaların üye sayıları ve etkinlikleri giderek azaldı. Bu durum, yabancılaşan kamusal ve özel varlıkların daha da artmasına yol açtığı gibi toplumumuzu bir arada tutan ortak değerlerin de aşınmasını hızlandırıcı bir etkide bulunmuştur.
Tekel işçilerinin, itfaiyecilerin, nakliye işçilerinin, demiryolu çalışanlarının, belediye işçilerinin yoğun biçimde işten çıkarılmaları karşısında "ÖZELLEŞTİRMELERE ve TAŞERONLAŞTIRMALARA HAYIR" diyerek "ESNEK ÇALIŞMA SİSTEMİ" adı altında getirilmek istene düzene karşı çıkılması zorunludur.
Bunun için de ana muhalefet partisi başta olmak üzere bu düzenin muhalifi olduğu savındaki tüm parti ve kuruluşların başta kendi yönetimlerinde bulunan belediye ve kurumlarda olmak üzere taşeronlaşma ve özelleştirmelere son vermeleri gerekmektedir.
Diğer yandan, özelleştirmelerle ilgili yargının verdiği pek çok iptal ve işe iade kararının uygulanmadığı ve bu durumun da başka pek çok kötü örnekle birlikte Türkiye'de hukuk düzenini tartışılır hale getirdiği açıktır.
Önerimiz, bugünlerde Ankara'da sürmekte olan Tekel İşçilerinin direnişine Seka, Seydişehir, Telekom, Petkim, Et ve Balık Kurumu gibi özelleştirme mağduru işçiler ile pek çok kamu ve özel işyerlerinde taşeronlaşmadan zarar gören çalışanların (örneğin İzmir Karşıyaka'da direnişlerini sürdüren Kent A.Ş. işçilerinin) ve kendisini bu düzenin karşısında olduğunu belirten tüm insanlarımızın eylemli destek vermeleridir.
Bağımsız Cumhuriyet Partisi İzmir İl Başkanlığı
|